ÇAL GÜCÜ GAZETESİ

 RELAX MASAJ EVİ
0(258)211 0783

ÇAL GÜCÜ GAZETESİ Ana Sayfa  Arşiv  Künye  Ziyaretçi Defteri


Menü
Ana sayfa
Arşiv
Editörler
Editörlere mesaj gönder
Yardım / İletişim (?!)
Reklam
Künye
Ziyaretçi defteri

Haber ara



[Detaylı arama]


Yeni 20 haber
Fitre ve Zekatlarınızı Türk Hava Kurumuna Veriniz!
Pakistan’a Sel Yardımı!
Denizlispor iyi başladı...2-0
CHP'den 30 Ağustos mesajı
İftar Yemekleri Devam Ediyor
30 Ağustos Zafer Bayramı Coşku ile Kutlandı
ZAYİ
ZAYİ
Bebekte işitme kaybına dikkat!
Denizli enerji santrali 2012'de açılacak
İftardan sonra yürüyüş önerisi
Tek tip askerlik dokuz ay olacak
Hyundai çalışanları yemekte buluştu
Yarımağan’ı istifaya çağırdı
SIĞIR KOYUN VE KEÇİLERDE BRUCELLA HASTALIĞI
ZAFER HAFTASI VE ŞEHİTLİK
Zeybekci'den 30 Ağustos mesajı
ZAYİ
ZAYİ
ÖSYM şifresi internette

En çok okunan 20 haber
Çal Lisesi Yangın Tehlikesi Geçirdi
'Geleceğin Tarımı Organik Olacak'
Güvercinler birincilik için yarıştı
Çal Gücü gazetesi artık internette.
Sofralık Üzüm İşletmesi Çalışmaya Başladı.
İHRACATLIK ÜZÜM ÜZERİNE !
İlçemiz İçin Çalışanlar
Pamukkale'de 14 yıl önceye dönülüyor
Böyle bebek görülmedi
Belediye Şöforu Dövülerek Öldürüldü
Denizli'de akıl almaz kaza
Sazak İlköğretimokulu Durmak Bilmiyor
Eşinden Boşanmak İstemeyen Koca Köyü Ayağa kaldırdı
"Evlenmek istediğim eşi bulamıyorum" diyenlere müjde
Çallı’nın heykeli nihayet Çal’da
T.C. ÇAL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
İKİ OKULUMUZ Eğitime Kazandırılacak
İlçemiz Emniyetinin Başarısı
2 yaşındaki kız çocuğunu birahaneye bıraktılar
Denizlispor’da milli sevinç

Reklam ver


Ziyaretçi sayısı
Online 5
Bugün 302
Toplam 428333

Editör giriş
 DİNAMİK TOPLUM OLABİLMEK
Mutlu yuvanın kurulması yazı serisi (2)

Toplumlarda, yaşanan güzel veya acı olayları bir anda


durdurmak veya yönünü değiştirmek mümkün değildir. Bunlar zaman


içerisinde yapılabilirler. Birbirlerine her zaman ve her yerde yardım


etmeye hazır insanların toplumu bir anda birbirlerini boğazlayan


toplum haline gelmeyeceği gibi birbirlerini boğazlayan insanların


bulunduğu bir toplum bir anda birbirini seven ve birbirine destek


olan insanlar toplumuna dönüşemez.


Allah (c.c) Kur'an-ı Keriminde; "Hiçbir toplum içindeki


durumu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez"


buyurarak değişme talebinin önce o toplumu oluşturan insanlardan gelmesini istemektedir.


Zinanın serbest olduğu ve hatta her türlü desteklerle desteklendiği Batı toplumlarında, Nüfusun azalması başta olmak üzere, mevcut nüfusun yaşlanması veya yaş ortalamasının giderek yükselmesi kaçınılmazdır. Tabii böyle toplumlarda saadet ve mutluluk bir şeyin kalmayacağı ve insanların sadece hayvani yönlerinin tatmin edilmelerini sağlamakla meşgul oldukları açıktır. Çünkü evlenme ve nikâh akdi ile gençlerin birbirlerine bağlanması, hayatın yükünün birlikte omuzlanması, çocuk sahibi olunması, onların sorumluluklarının yüklenilmesi ve edepli, terbiyeli olarak yetiştirilmeleri artık mümkün olamaz.


Hâlbuki Müslüman topluluklarda, "Ben Müslüman'ım" diyenlerin diğer konularda olduğu gibi bu konularda da ilk başvuracakları kaynak İslami kaynaklar olacaktır.


Evlenme, yuva kurma, çocuk sahibi olma, karı koca arasındaki davranışlar, çocukların yetiştirilmeleri ve hatta çocuk sayılarının ne kadar olmasına ait hemen her bilgi bu kaynakta belki yüzlerce ayet ve hadis-i şerifle olarak önümüzde durmaktadır.


NÜFUSUMUZU AZALIYOR MU?


Resmi kurumlardan alınan bilgilere göre ne yazık ki nüfusumuz büyük bir hızla azalma göstermektedir. Hem öyle bir hızla ki Batı da Fransa, İngiltere ve Almanya gibi nüfusu azalan ve artık ihtiyarlar toplumu olamaya giden ülkelerin 30 senede aldıkları yolu bizim 6 senede almış olduğumuz bildirilmektedir.


Kur'an-ı Kerim bu ve benzeri olaylar için; "Fe eyne tezhebüün" yani "Nereye gidiyorsunuz?" diyerek kinayeli bir şekilde sormaktadır. Peki, biz biliyor muyuz nereye gittiğimizi? Hayır. Kesinlikle bilmiyoruz.


Yaşantımızı değiştirmişiz. Allah'ın (c.c) evlenme ve yuva kurma emirlerini "kulak arkası yapmışız" Sevgili Peygamberimizin hayatını, sahabenin hayatını merak etmemişiz. Ondan bize yapılan ikaz ve irşatları unutmuşuz. Böylece biz de Batı toplumlarının içerisine düştüğü uçuruma yuvarlanmaya başlamışız. Sonra bir soran olduğu zaman "Elhamdülillah Müslüman'ım" diyoruz. Tabii sonuçta bu sözümüze kendimiz de inanmıyoruz.


NÜFUSUN ARTMASI İÇİN…


Nüfusun artmasını sağlamak ikide bir sağda - solda "Evliler, en az üç çocuk yapsın" demekle olamaz. Nüfus artışını sağlayabilmek için iki boyutlu çalışmak gerekmektedir. Bir taraftan nüfus azalmasının doğuracağı felaketleri, diğer taraftan bir çocuk dünyaya getirmenin yüceliği ile onun sağlayacağı mutluluğun neler olacağının halkımıza iyice anlatılması gerekir. Bunun için arada bir Sayın Başbakanın TV'ler de yaptığı "İcraatın içinden" programına benzer programları bu önemli konu için de yapmalıdır. Diğer taraftan başta Diyanet işleri Başlığı olmak üzere Milli Eğitim Bakanlığı, gençlik ve Spor Bakanlığı veya benzer Bakanlıklar kendi sahalarında "Nüfus artının sağlanması…" konusunda çalışmalar yapmalıdırlar.


Bir önemli konu insanımızın etrafını saran ekonomik ve ahlaki yapıların bozukluğudur. Evliler, yapacakları çocuğun istikbalinden (geleceğinden) endişe etmemeli, "işsizlik, pahalılık ve yokluklar karşısında ne yapacağız, çocuğumuz olursa ne yapar?" sorusu kendilerine sordurulmamalıdır.


Bu işler hazırlanan bütçelerde de kendini göstermelidir. Mesela 2010 yılı bütçesinde halktan zorla topladığınız vergilerin, 58 Milyar lirası (Katrilyon) götürülüp IMF kanalıyla Dış borcun faizleri olarak Batılı bankalara (Yahudilere) verilmemelidir. Bu paranın veya hiç olmazsa bunu yarısının, milletin refahı için harcamalısı sağlanmalı ki aileler gelecek endişesinden kurtulsun ve nüfus artışı sağlanmasına sıcak baksınlar.


BEKÂRLAR NASIL EVLENECEK


İşsizlikten, pahalılıktan ve ortamın ahlaksızlığından dolayı o kadar çok insanımız bekâr olarak hayatını sürdürmektedir ki bunu kurduğum "Yuvamız Evlendirme Bürosu" kanalıyla daha iyi görebiliyorum.


Sevgili Peygamberimiz (Dinimizin vazıhı); "Sizin şerlileriniz bekârlarınızdır" buyurarak bekâr kalmanın Müslümanlıkta yerinin olmadığını ortaya koymaktadır. İnanan bir insan, kendi dinin tarifiyle "Şerli insan" olarak kalmasının mümkün olmadığına inanıyorum.


Bekâr kalan bir erkek, o haliyle sadece kendi sorumluluğunu yüklenmekle kalmıyor bir hanımın da bekâr kalmasını sağlıyor. Dolayısıyla iki kişinin vebalini yükleniyor.


Nur suresi 32. ayeti; "Nikâhsız olanlarınızı, nikâhlayın" buyurarak, bekârların evlendirilmelerini topluma, idarecilere ve bir iş yerinde sürekli çalışan işçilerin patronlarına yüklemektedir.


Nüfusun artmasını arzu edenler ne etmeli, etmeli mutlaka toplumda ki bekâr sayısını azaltmalıdırlar. Bu aynı zamanda zinanın azaltılası manasına da gelecektir. Zira ya nikâh veya zina… Bu konuda gençlerimiz için başka bir tercih var mıdır?


Doğum kontrol aletleri, hapları eczanelerde ancak reçete ile satılmalıdır. Sağlık ocaklarının bu konudaki ücretsiz uygulamalarına artık son verilmelidir.


Bir cinayet olan "kürtaj" mutlaka yasaklanmalı, ancak annenin hayatının tehlike arz ettiği durumlarda yapılmasına izin verilmelidir.


Ülkemizde "Sezaryenle doğum" yapan hanımların sayısı yüzde 60 tan (Bakan Recep Akdağ) normal yüzdeye yani yüzde 10 civarlarına düşürülmelidir.


Müslüman aileler, Peygamberi Zişan efendimizin sözlerine kulak vermeli, "Evlenin ve çoğalın. Mahşerde sizin çokluğunuzla övüneceğim" buyuran Allah Resulüne, bu imkânı tanımaya gayret etmelidir.


Allahın (c.c) verdiği zenginlikler farklı farklıdır. Mal bir zenginliktir. Sıhhat ve ilim birer zenginliktirler. Gençlik ve nefer de birer zenginliktirler. Ama unutulmamalıdır ki evlat ta bir başka zengin liktir. Yeter ki bu zenginliğin farkına varmış olalım.

3 Şubat 2010 - 09:58:56 - 216 günlük
Ekleyen editör:
huseyin aytekin

Okuyan: [12] Yorumlayan: [0] Kategori: [Güncel] [Yazdır]


Bu haber için henüz yorum yapılmamış veya yorum onaylanmamış.

[ Yorum yap ]
 


Muhammet Ali Akgel


Son yazı-yorumlar

   
 
 

 

  GAZETE MANŞETLERİ

 

 

 

                      BERKAY BİLGİSAYAR                       

 WEBMASTER: MUHAMMET ALİ AKGEL